Gogol Bordello Konseri
Ukrayna’lı müzisyen Eugene Hutz’ın oynak grubu Gogol Bordello’yu izlemekten geliyorum. Sabancı öğrenci terminalinin kocaman amfi tiyatrosunda, sahnede durmaksızın zıplayıp oradan oraya koşan sekiz kişiyi izlerken ben bitap düştüm. Zaten içi geçmiş bir insan mıyım diye sorarım kendime arada bir; bu konserde anladım ki; öyleyim. İki saate yakın süre boyunca kızkaçıran gibi hareket eden bu insanları neredeyse sıfır hareketle izlemeyi başardım. Sakin durdukça daha da sakinleştim, yalnızca şarkı aralarında taneyle sayılabilecek sayıda alkış kullanarak müzikten hoşlandığımı belirttim. İkinci şarkıda sahneye çıkan o iki soytarı kıyafetli dansçıyı da 150 metreyi aşan bir mesafeden kestim. Kesiştiğimize inanıyorum.
Eugene efendi şarkının gidişatıyla uyumlu bir şekilde dansçıları boğazlama mizanseni yaparak onlara çığlık attırdı, birkaç defa stagedive yaptı, suya sabuna dokunmasa da, manowar heavy metali mentalitesinde de olsa, başkaldırı mesajları vermeye çalıştı, izleyenlerden takdir gören ve coşkuyla karşılanan hareketler oldu bunlar. Bir yandan Gogol sahnede kendini yırtarken öte yandan bir başka alanda gençler carting diye anılan küçük arabalı çılgın hız yarışlarında, günlük sıkıntılardan uzaklaşıp kendi iç dünyalarını keşfetme fırsatını yakaladılar. Köfteler, kumpirler satılırken, Bambi, Dunkin Donuts ve Little Ceasars standları da gözden kaçmadı. Bense sorunsuz ve neşeli görünen bu festival ortamına varlığımla gölge düşürmekten korkuyordum neyse ki; Gogol Bordello topluluğu uçlarda gezinen hareketliliğiyle ruh halimi normale eşitledi. Gece Birgün gazetesi muhabiri Erkin Gören kimliğimle basın otobüsüne binmiş evime dönerken aklımda tek bir soru vardı, “Eğer farkedilirsem durumu nasıl bir yüz ifadesiyle izah etmeliyim?”