Antidig : Kalp Sektesi

  • Arşiv
  • RSS

Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği

Sanayi-i Nefise Mektebi’nde son yıllarını okumakta olan, aralarında Zeki Kocamemi, Refik Epikman, Elif Naci, Ali Avni Çelebi gibi isimlerin bulunduğu bir grup genç sanatçı 1924’te Maarif Vekaleti’nin açtığı avrupa sınavını kazanıp Paris’te eğitim görmeye giderler. Gitmeden önce 1923’te kurmuş oldukları Yeni Resim Cemiyeti de bu sebepten dağılır. ancak Paris’te de iletişimlerini koparmayan sanatçılar döndüklerinde edindikleri birikimi memleketin yeni yeni ilk tohumları atılan sanat ortamına faydalı olabilmek ve varlıklarını halka kabul ettirebilmek amacıyla kullanmak isterler.

Avrupa’nın köklü kültürü, halkın sanat ve sanatçı hakkındaki bilinci elbette ki yağlıboya resimden bihaber Türk halkında ve kültüründe mevcut değildir. Tek tabanca bir ressam bu tip bir ortamda yitmeye mahkumdur. Kısacası, hem sosyal faydacı bir bakışla hem de sanatçının değerini ve gerekliliğini topluma anlatma amacıyla, Nurullah Berk, Elif Naci, Avni Çelebi, Mahmut Cüda, Zeki Kocamemi, Muhittin Sebati, Ratip Aşir, Şeref Kamil Akdik ve Refik Fazıl Epikman‘dan oluşan bir kadroyla Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurulur.

Birlikte yer alan ressamlar farklı biçimsel tarzları uygulayarak, yaptıkları her resmin türünün en iyi bir örneği olmasına dikkat etmişlerdir. Sadece İstanbul’da değil, bir çok anadolu şehrinde konferanslarla destekledikleri sergiler açmışlar ve hatta romanya, Rusya, Yunanistan gibi ülkelerde de etkinlikler gerçekleştirmişlerdir. Gittikleri her yerde topluma sanat bilinci aşılamaya uğraşan bu ressamlar ve heykeltraşlar; bir yandan da devletin yetiştirdiği sanatçısına sahip çıkıp ona imkân vermesi gerektiği gerçeğinin altını çizmekteydiler. Bu nedenledir ki üye sayıları her sergide yeni katılımcılarla zenginleşmekteydi.

Ancak 1940’a yaklaşıldığında D grubu ve Yeni Resim Cemiyeti gibi iki önemli hareketin bu sanat ortamına katılması çeşitli çekişmelere sebebiyet verdi. İlgisi ve sevgisi zaten pamuk ipliğine bağlı olan halk farklı anlayışlara sahip sanatçıların değer çekişmeleri nedeniyle meseleden soğudu. Sanatçılar ortak sorunlarını unutarak sanatsal tartışmalara girdiler. Böylece bu problemlerin çözümü iyice çıkmaza girmiş oldu.

Bu olayların ertesinde, müstakiller her sanatçıyı bir çatı altında birleştirebilmek için 1942’de Türk Ressamlar ve Heykeltraşlar Cemiyeti’ni kurdu. 1950 de ise Ressamlar Derneği kuruldu.

Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin cumhuriyet tarihindeki ikinci sanat hareketi olmasıyla Türk çağdaş sanat sürecinde önemli bir yeri vardır. Birlikteki tüm sanatçılar Osmanlı’yı, yıkılışını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulup hızla gelişmesini izleyerek olgunlaşmışlardır. Birlik hakkında daha geniş bilgiye sahip olmak ve daha önemlisi o dönemde yapılmış röportajlardan, yazılmış makalelerden önemli bölümler okumak isterseniz sanalmuzeyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

“…Memlekete dönünce kuvvetli bir birlik kurmak, sergiler açarak halka temiz, hakikî bir san’at göstermek. Yaşıyan, müstakil bir sanatın uğruna miskin, mahlût san’atla mücadele etmek! Sağlam bilgilere, tam bir tekniğe istinat ederek beşeri bir manası olan san’atın memlekette kurulması için lazım gelen imanı taşıyorduk.“          Nurullah Berk

İşin garip kısmı o tarihten itibaren yaşanmakta olan süreç gelişmekten ziyade gerilemekteymiş gibi bir tablo çizmektedir. En azından galerilerimiz, bienalimiz, modern sanat müzemiz, kolleksiyonerlerimiz, sponsorlarımız, küratörlerimiz mevcuttur artık. Bu da iyi.

  • 3 yıl önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
← Önceki • Sonraki →
Avatar Blogun yok demesinler.
  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • Mobil