Şubat 2009
2 gönderi
Bu Ne
Gevrek sesini çıkarmadan da rahatını bozabilirsin
Kayda değer bir şey yok, ama yine de varmış gibi işte.
Motivin kaydığı zaman ne yapabiliyorsun? E, geri gelene kadar biraz istirahat yeterli olmaz mı?
Kısacası küçüklüğümü kaldıramıyorum. Hiçbirşeyliğime rağmen nasıl da mesuliyetime sarılmak zorundayım ya.
Mühim değil, hallederiz. bir platform biterse bir diğerini kurarız. Yine de durum...
Kolbastı'nın Önlenemez Yükselişi
Halk oyunlarıyla ilk ve tek ilişkim, okuma bayramındaki çayda çıra oyununda aldığım pasif rolden ibaret oldu. Müsamere esnasında yanımdaki arkadaşım Okan, kafasındaki tülbent tarzı şeyi elindeki mumla ateşe vermiş, tatlı öğretmenimiz Nilüfer hanım da elini yakmak pahasına çocuğun yanan kafasını söndürmüştü. Videosu var, bir gün koyarım buraya.
Halk oyunları da tıpkı Türk Halk Müziği gibi yıllarca...
Ocak 2009
1 gönderi
Horoz ve İnsanlar : Hayvancılığa Kamusal...
Tavuk. Horoz. Bip.
Horoz, her sabah uyuduğum odanın beş kat altındaki yarı çimenlik alanda ötmeye başlıyordu. Rüyaları bırakıp horozun sahipleriyle ne şekillerde mücadele etmeliyimi yarı kapalı bilincimle sorguluyordum her sabah. Her sabah yarı sabahtı.
Önceleri otantik, hatta şirin gelen horoz, şimdi uykudan mahrum sabahların karanlık lanetiydi. Sırtüstü pozisyonda gözlerim dolu dolu tavana...