Ocak 2012
3 gönderi
3 etiket
Oc 29
1 yorum
4 etiket
Oc 10
6 yorum
2 etiket
Oc 10
3 yorum
Aralık 2011
1 gönderi
6 etiket
Ara 29
33 yorum
Ağustos 2011
3 gönderi
4 etiket
İzleİzle
What can I do sometimes. Parmağımın da sol köşeden dahil olduğu bu videoda, allahın Möckenbrücke’sinde durup dururken yaşamsal sorgulamalara şahit oluyorum. One fucking tunnel. Kim bilir hangi tünel, metroda çok takılmanın semptomu olabilir, bilemem.
Ağu 24
6 yorum
5 etiket
İzleİzle
Hidrolik robotun yuzume kezzap attigi iste o anlar. Fmk.
Ağu 23
8 yorum
7 etiket
Ağu 14
6 yorum
Temmuz 2011
2 gönderi
2 etiket
İzleİzle
Laypzigli sanatçı dostlarımla bir serginin finisajına havai fişek fırlatıyorduk. Neşe içerisinde gökleri delen roketi izlerken dirseğimde soğuk ve tombul bir çocuk hissettim. 
Ha 22
5 yorum
2 etiket
Ha 18
7 yorum
Mayıs 2011
15 gönderi
9 etiket
Mayıs 27
55 yorum
5 etiket
Mayıs 25
6 yorum
4 etiket
Mayıs 21
8 yorum
3 etiket
Mayıs 21
13 yorum
2 etiket
Mayıs 21
3 etiket
Mayıs 21
1 yorum
4 etiket
Mayıs 21
1 etiket
Mayıs 21
3 yorum
4 etiket
Mayıs 21
6 yorum
2 etiket
Mayıs 21
1 yorum
2 etiket
Mayıs 21
3 etiket
Mayıs 21
5 yorum
3 etiket
Mayıs 21
4 etiket
Mayıs 21
2 yorum
3 etiket
Mayıs 21
5 yorum
Mart 2009
1 gönderi
TÜBİTAK : Darwin'e Karşı (Yeni Macera)
Tübitak bünyesinde yayımlanan Bilim Teknik dergisi için yaptığım Charles Darwin portresi, sansüre maruz kaldı. Aslında sadece illüstrasyon değil, Mart sayısı için Darwin yılı çerçeversinde hazırlanmış bütün dosya, derginin çıkmasına iki gün kala TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Ömer Cebeci tarafından dergiden çıkarıldı. TÜBİTAK Bilim-Toplum Daire Başkan Vekili ve Bilim-Teknik Dergisi Genel Yayın...
Mar 10
Şubat 2009
2 gönderi
Bu Ne
Gevrek sesini çıkarmadan da rahatını bozabilirsin Kayda değer bir şey yok, ama yine de varmış gibi işte. Motivin kaydığı zaman ne yapabiliyorsun? E, geri gelene kadar biraz istirahat yeterli olmaz mı? Kısacası küçüklüğümü kaldıramıyorum. Hiçbirşeyliğime rağmen nasıl da mesuliyetime sarılmak zorundayım ya. Mühim değil, hallederiz. bir platform biterse bir diğerini kurarız. Yine de durum...
Şub 27
Kolbastı'nın Önlenemez Yükselişi
Halk oyunlarıyla ilk ve tek ilişkim, okuma bayramındaki çayda çıra oyununda aldığım pasif rolden ibaret oldu. Müsamere esnasında yanımdaki arkadaşım Okan, kafasındaki tülbent tarzı şeyi elindeki mumla ateşe vermiş, tatlı öğretmenimiz Nilüfer hanım da elini yakmak pahasına çocuğun yanan kafasını söndürmüştü. Videosu var, bir gün koyarım buraya. Halk oyunları da tıpkı Türk Halk Müziği gibi yıllarca...
Şub 27
1 yorum
Ocak 2009
1 gönderi
Horoz ve İnsanlar : Hayvancılığa Kamusal...
Tavuk. Horoz. Bip. Horoz, her sabah uyuduğum odanın beş kat altındaki yarı çimenlik alanda ötmeye başlıyordu. Rüyaları bırakıp horozun sahipleriyle ne şekillerde mücadele etmeliyimi yarı kapalı bilincimle sorguluyordum her sabah. Her sabah yarı sabahtı. Önceleri otantik, hatta şirin gelen horoz, şimdi uykudan mahrum sabahların karanlık lanetiydi. Sırtüstü pozisyonda gözlerim dolu dolu tavana...
Oc 31
Aralık 2008
1 gönderi
Ridley Scott
Ridley Scott’un yeni filmi Body Of Lies‘tan. DiCaprio Irak’lı çocuklara soruyor.  - Annenizin yemeklerini sevmiyor musunuz çocuklar? - Hayır. - Ne seviyorsunuz o zaman? - Hamburger ve spagetti. Yukarıdaki alıntıdan bir şey anlamadıysanız filmi izleyebilirsiniz.  Sinema yazarı değilim, o sebeple çok bilir gibi yazmak istemiyorum. Ama birileri amerikalıları uyandırmalı ya da...
Ara 30
Eylül 2008
1 gönderi
İsa'nın Gözünden İncil
O dağlar, o sular ve o çimenler. Ve Jose. İnsan çalışmamalı. İnsan ne istiyorsa onu yapmalı. İsteyecek çok şey var, isteyerek yapmalı. Çokları anlamaz bu lafları. Belki ben de anlamam, ama kendine pay çıkaran olur mutlaka. Payına düşeni ister herkes. Payına düşenden fazlasını da, sıklıkla. Ver sıkıntını adamım, senin için hemen unutayım onları. Nüfus büyüyordu, kalabalık arttıkça yasalar daha...
Ey 5
Ağustos 2008
2 gönderi
Dinini Satan Hedonist
isim ve soyadlarınızla duymak istiyorum sizi. Küçük harfle başlayınca şiir yazacakmışım gibi geldi, alakası yok oysa. Cümle başlarındaki büyük harfi gereksiz bulduğum için kullanmamaya karar vermiştim. senelerdir bu kararı veriyorum fakat bir türlü uygulayamıyorum. Resmen çirkin görünüyor, yazıdaki estetik kaygılar, ideal olanı yakalama arzusu, bu minik devrimi sürekli ertelememe sebep oluyor....
Ağu 3
BAZI UFAK DARBELER : Bölüm II
Ne kadar fuzuli olduğunu bilsem de şöyle bir altını çizmem gerekiyor; işlenen suç aslında her zaman ölümle cezalandırılır. Suçlunun ölümü, ondan alınan intikamdan ziyade suçun ne kadar ciddiye alındığının göstergesidir. İnsanın beyhude çabası her seferinde suçu işleyeni değil, suçun kendisini öldürmeye uğraşması olabilir. Çünkü suç ölmez, tekrar tekrar ortaya çıkar. Her seferinde yeniden doğar. ...
Ağu 3
Temmuz 2008
36 gönderi
BAZI UFAK DARBELER : Bölüm I
Sene 1981. Buralarda değilim, oralardayım. Yanımda iki adamla yürüyorum. Bir elim cebimde, cebim fındık dolu. Diğer elimde, kısa bir tabure. Adımlarımı hızlandırıyorum. Adamlardan hafif hafif uzaklaşmak için. Geriye doğru bakmadan, geriyi düşünmemeye çalışarak süratimi çaktırmadan arttırıyorum. Bu andan birkaç gün önce kocaman dağları gören bir çayırda tek başıma oturuyordum. Cebimde fındık...
Ha 31
Rumor
Hamurunla yaptığın kamburumdan, Hümorunu taktığın omuruma kadar; Geniş mizaçlı yalnızlığımla derbederim. Lemur gibi yatıyorum yola doğru, Her an ağlayabilirim.
Ha 29
DinleBugün İzmir ortamlarından arkadaşım Efe Benzeşik...
Ha 24
Terk Edilmiş Ayakkabılar II
Onur Girit’in verdiği bilgiye göre evde bir ölüm olduğu zaman, merhumun ayakkabıları kapının önüne koyulurmuş. Her ne kadar kapının önünde duran ayakkabılar ilginç değilse de, aşağıdaki fotoğraflarda yer alan pabuçların Cihangir’de koşu sırasında hayatını kaybeden birine ya da merdivenlerden çıkarken ruhunu teslim etmiş iki yakın arkadaşa ait olduğunu düşünmek mümkün. Her şeye rağmen...
Ha 24
Mikis Theodorakis
Olaylar çok ilginç. İrili ufaklı çakıl taşları, değersiz ve işlevsiz. Kulağımı bir tren yoluna dayayıp, yaklaşan şeyleri dinlemeye nasıl da hevesliyim. Hevesimden çekiniyorum ya. Sevmiyorum hevesimi. Şimdi sanki biraz hiç doğmamış olsaydık. Her hamlemiz piston seslerine dönüşür müydü yine? Ne piston sesi ya, doğrudan prezervatif hışırtısı işte. Biliyorum pek anlamıyorsun, anlama diye yazıyorum...
Ha 23
Terk Edilmiş Ayakkabılar
Bu terk edilmiş ayakkabıları anlamakta güçlük çekiyorum. Benim bilmediğim bir kültür mü var İstanbul’da, insanlar ani bir kararla kullanmadıkları ayakkabıları ihtiyacı olanlara mı bırakıyor? Polisten kaçan adamların iz bırakmamak için kullandıkları absürd bir yöntem mi ya da bu? Öyle ya da böyle, yolda adamı olmayan ayakkabı görünce önemli bir şey yakalamışım gibi fotoğraflamaktan...
Ha 23
Bu Nedir?
2004 yılından bugüne dek yazdığım bazı blog yazılarını buraya taşıdım. Bekleyelim, olaylar gelişsin.
Ha 18
Geçen Bölümün Özeti
Yanlış. En azından doğru değil. Senin, kendi kendine düşündüğün şey; mühim değil. Düşünce, beynin çalışırken çıkardığı gıcırtı yalnızca. Tahayyül edebildiğiniz olasılıklar çoğaldıkça, bilumum vaziyeti değerlerdirebilir hâle geldikçe, olanları daha kolay kabul edebilirsiniz değil mi? Karşıtlar, yanlışlar ve doğrular, iyiler ve kötüler yakalanamaz hızlarda birbirlerinin yerine geçerler. Bu durum...
Ha 18
Kar ve Vapur ve Balık ve Renault ve Ido
Senenin ilk karı düşer de bunu bir blogda yazmayan olur mu? İstanbul’la ilgili an itibariyle suların kesik, havanın soğuk, pencerenin diğer tarafının karlı olduğunu söyleyebilirim. MP3 çalarımın şarj kablosunu kaybettim, bu herşeyi daha melankolik bir hâle sokuyor. Dışarıda müzik dinleyememe fikri, evden çıkmayı sürekli ertelememe neden oluyor. Olsun, ev de güzel. Kar yağdı dedik, e bari...
Ha 18
Pijamanın Esrarı
Beyaz’ın profesyonel bir dansçıya “Esas meslek nedir?” diye soruşundaki magandalıktı gözyaşım ve Tiesto’yla titreyen taksici bacağı gibi kalın ve fit olsun başın. Cihangir’den yukarı, Taksim’e doğru yürüyoruz. Kar soğuğu bitmiş de yavaştan tane tane serpmeye başlamış, fakat yerler henüz kaymıyor. Roxy’nin sokağına girmişiz, hızlı adımlarla Kiralık...
Ha 18
Gogol Bordello Konseri
Ukrayna’lı müzisyen Eugene Hutz’ın oynak grubu Gogol Bordello’yu izlemekten geliyorum. Sabancı öğrenci terminalinin kocaman amfi tiyatrosunda, sahnede durmaksızın zıplayıp oradan oraya koşan sekiz kişiyi izlerken ben bitap düştüm. Zaten içi geçmiş bir insan mıyım diye sorarım kendime arada bir; bu konserde anladım ki; öyleyim. İki saate yakın süre boyunca kızkaçıran gibi hareket...
Ha 18
Beni Yordunuz Dostum
Türkçe’de aytışma, eski dilde münazara diye geçen bir kavram vardır. Taraflar savunmakla yükümlü oldukları fikre inanmakla yükümlü değillerdir. Yani ben kitap okumanın değerine indandığım halde münazara dahilinde gücüm yettiğince sizi okumanın faydasızlığına iknâ etmeye uğraşırım. Hatta daha da ilginci amacım sizi ikna etmek dahi değildir; sadece haklı çıkmam, sizi ezmem yeterlidir....
Ha 18
Pazar '90
Aylardır istediğim pazar sabahı geldi işte. Serinsin, ürpertiyorsun ve sen gelmeden hüzünlenmiştim ben zaten. Sol yanıma doğru, zamanın doğradığı doğramaya doğru, esip esip duruyorsun. Dur yahu, şımardın, adam oldun iki satırda. Evimin hemen karşısında bir başka apartımanı gizlemeye çalışan üç beş tane koca ağaç var. Ağaçlar ve apartımanların dışında bir de otomobiller var zaten. Arabalar çoğalıp...
Ha 18
Storyboard Nasıl Hazırlanır ?
Tüm dünyada hareketli görüntü içeren her ürün için müşteri, yönetmen, prodüktör, görüntü yönetmeni, kameraman arasındaki iletişimde mühim bir rol üstlenen “storyboard” hakkında bildiklerimizi tazelemek adına birkaç söz söylemek istiyorum. “Storyboard” hazırlarken birincil ehemmiyet taşıyan unsur; çizim kabiliyetinden ziyade, talep edilen öğeleri açık bir şekilde karelere...
Ha 18
Çığırtkan' Jay Hawkins Efendi
Hava hafif yağmurlu, neden şemsiye almadın, neden düdük gibi çıktın sokağa? Çünkü çok kalın kabanınla ince ceketin arasında bu havalar için, tadında bir montun yok. Neyse ki; küresel ısınma var, havalar güzel kış da olsa. Buzullar eriyor, dünyayı sular basacak. Birçok canlı türü yitip gidecek, muhtemelen yenileri gelecek. Televizyonda Ömer Madra’yı gördüm. Ne güzel bir insan, parası var, tuzu...
Ha 18
Bitti
Yatağa serilip seni aramadan önce pencereden baktım. Camlar hep pis, tepesi karlı dağları örümcek ağlarının, sinek çocukların tozun gerisinden izledim. Gücüm azalır gibi oldu, başımı pencereye doğru yaklaştırıp yavaşça alnımı yasladım. Burası çok uzak biliyorsun. Eskiden dokunabildiğim her şeye uzak. Boyalarımı, tükenmez kalemimi getirdim. Bir şey olmadı. Çok gün geçti gerçekten. Elimden hiç bir...
Ha 18
Ben Doğarken Ölmüşüm
Dünya ve üzerinde hüküm süren sosyal sistemin işleyişine denk düşen iki önemli söz mevcut. Bunlardan ilki “Her şeyin yeri ve zamanı var.”, ikincisi “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak.” Özellikle ikincisi, yakında elime alacaklarım itibariyle durumumu gayet güzel tasvir ediyor. Tam bir korkak olduğum için, konudan açık bir şekilde bahsetmek istemiyorum. Kıvranışım, anlatamadıklarımın dansı...
Ha 18
Güldük Bitti
Hayatta kalmak için uğraşmakla başlayıp, yaşamın yalnız hayatta kalmaktan ibaret olmadığını unuttuğun noktaya geldin. Her yerin uyuşuyor, sevdiklerini dinleyecek ya da onlara laf anlatacak biri değilsin artık. Çalışmak, aynı işi hergün yapmak mıdır? Şunu bil ki; insanı uyuşturan aylaklık değil, doğumundan ileri gelen ihtiyaçlarını ortaya çıkarmaya çalışmadan, bir anlamda nefes almadan yaşamaya...
Ha 18